Archive for Eylül, 2009

Trekking

Trekking Nedir?

Trekking, doğada yapılan yürüyüşlere genel olarak verilen isimdir.

İngilizce kökenlidir. Esası motorsuz araçlarla ve yük hayvanları ile yapılan iz sürme, patika takibi, dağ ve doğa geçişleri ve yürüyüşleridir. Trekking bir eğlence turu değildir. Belirli zorluklar içerir, konforlu değildir, daha çok spora dayalıdır.

Bu sebeple trekkingi turizm turları ile karıştırmamak gerekir. Tur daha geniş kapsamlı bir faaliyettir.

Trekking Tarihi :

Tarihine de bakıldığında 19. y.y’ da beliren naturalist akımla birlikte insanlar özellikle keşfetmek ve öğrenmek için doğaya gitmeye başlamış, bununla da beraber trekking grupları, hatta kulüpler oluşmuştur.

Şehir ve insan hayatının her açıdan gittikçe kirlenmekte olduğu bir gerçektir. Günümüz insanları olarak da şöyle bir hayatımıza baktığımızda; şehrin boğuculuğu içinde bir hayat sürerek yaşamakta, sonuçta doğal güdülerimizden, hislerimizden azar azar uzaklaşmakta olduğumuzu görürüz.

Ancak her ne kadar şehir içinde yaşasak da, yine de doğaya olan bir merak vardır içimizde. Doğaya çıkmak, doğanın dinginliğini ve temizliğini görmek insanın içyapısında hissedilen bir ferahlamaya neden olur ve bu tekrarlandıkça şehirden ruhen kopmalar ve kendi iç hissiyatına geri dönüşler başlar.

İşte Trekking ya da doğa yürüyüşleri insana doğayı ve kendini keşfettiren, tanıtan ve öğreten bir eğiticidir. Doğa yürüyüşleri işte bu ihtiyaçlarımızı karşılamak için en güzel adımları sağlar bize.

Genelde temiz hava almak, spor yapmak, sağlığımızı korumak, fotoğraflamak, keşfetmek, anlamaya çalışmak, doğa ile iç içe yaşamayı öğrenmek gibi türlü sebeplerle doğada yürüyüşler yaparız. Bu yürüyüşleri doğa ile uyum içinde yapılan geziler olarak algılamalı ve yeni bölgeleri keşfetmek için yapmaya devam etmeliyiz.

Sadece bir hedefe varmak için yapılan yarış gibi değerlendirmek, trekking ruhuna uymamaktadır.

Trekking özellikle, doğanın yakından görülerek, detaylı incelenerek, sürekli güç sarf edilerek, irade gösterilerek yapılan bir yürüyüş ve keşif aracı olduğu için, araçlarla yapılan doğa turlarına göre daha üstündür. En önemli özelliği de kişinin iradesini ve dayanıklılığını kuvvetlendirmesidir.

İnsanın sağlığını korumak, kendine olan güvenini kaybetmemek, doğaya olan sevgisini artırmak için uzun seneler zevkle yapacağı yegâne spordur. Araştırmalar düzenli, tempolu ve devamlı bir yürüyüş yaşantısının önce fizyolojik ve akabinde psikolojik değerinin olduğunu kesin olarak göstermektedir.

Ortalama 1 saatlik bir doğa yürüyüşü 500 kalori yaktırmaktadır. Kasları güçlendirir ve endorfin miktarını çoğaltıp strestesin azalmasını sağlar.

Trekking özel bir yetenek gerektirmez. Yediden yetmişe sağlıklı olan herkes yapabilir. Batı ülkelerinde ihtiyarlar tarafından daha fazla rağbet görmektedir. Trekkinge grup olarak veya yalnız gidilmek isteniyorsa bu işi yapan seyahat acentalarına başvurarak çeşitli trekking gezilerine katılmak mümkün.

Yok eğer acenta kanalı istenmiyorsa en azından kampçılık deneyimi olan ve bölgeyi bilen bir kişinin rehberlik ve liderlik yapması doğru olur ( Yine de trekking eğitimi almak doğru olanıdır ). Çeşitli trekking tipleri ve bunlara bağlı zorluk dereceleri vardır.

Trekking Nasıl Yapılır?

Trekking aktiviteleri düzenleyen birçok acente bulunmaktadır. Trekking turları günübirlik olduğu gibi, daha uzun süreli de olabilmektedir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya, Karadeniz’e düzenlenen turların süreleri kimi zaman bir haftayı bulmaktadır. Acentelerin bünyelerindeki rehberler sizin tüm danışmanlık ihtiyaçlarınızı karşılayacaklardır.

Günübirlik parkurların İstanbul’a yaklaşık olarak 1,5-2 saat uzaklıkta olmaları bu tür turların tercih edilme oranını arttırmaktadır.

Yolculuğa genellikle sabah çok erken çıkılır. Günübirlik gezilerde, gezi bir günün içine sığdırılacağından amaç güne erken başlayarak zamanı olabildiğince iyi kullanmaktır. Yolculuk sırasında rehberlerden programla ilgili bilgi almalısınız. Unutulmaması gereken en önemli nokta turu satın almadan önce parkurun zorluk derecesiyle ilgili bilgi almaktır.

Çünkü ilk defa böyle bir tura katılıyorsanız nispeten kolay ve sizi çok zorlamayacak bir parkurla başlamalısınız. Zamanla tecrübe kazandıkça parkurların zorluk derecesini arttırabilirsiniz.

En Uygun Mevsim :

Trekking aslında tüm sene boyunca yapılabilir. Bunu alışkanlık ve kendine bir branş sporu haline getirenler mevsim gözetmezler. Onlar için yaşamlarının bir parçasıdır. Trekkingin tüm zorluklarından da zevk almaktadırlar. Ancak devamlı bir spor yerine arada bir zindelik kazanmak ve temiz hava almak için yapanlara, iklimin güzelliği, ferahlığı ve fotoğrafik manzara vermesi açısından İlkbahar ve Sonbahar mevsimleri, Mart, Nisan, Mayıs ve Eylül, Ekim, Kasım ayları tavsiye edilir.

Rehberler :

Rehberler doğa yürüyüşlerini güvenlik içinde yaptıran, bölgeyi bilen ve yürüyüşün huzurlu geçmesini sağlayan kişilerdir. Doğa yürüyüşlerindeki liderlerimizdir. Onların bilgi ve deneyimleri altında doğaya çıkarız, bilmediğimiz yerlere onların liderliğinde gideriz. Bu yüzden tek yetkili kişilerdir. Onların sorumlulukları rehberlik ettikleri gruptaki kişilerin hayatlarıdır. Sorumlulukları yüksektir. Grubuyla aynı ortamı ve amacı paylaşırlar. Sözlerinden çıkmayıp, sorumluluklarını ağırlaştırmamak saygısını göstermek gerekir.

Çünkü rehberler işlerini gerçekten sevmektedirler. Bunları dikkate almanızı isterim.

İlk rehberler, bölgeyi tanımaları ve fiziksel dayanıklılıkları nedeniyle dağ halkı içinde avcılar ve maden oymacıları arasından çıkardı. Bu rehberler 19.yy.da Alplerdeki başlıca dorukların fethinde önemli bir rol oynadılar. Çeşitli tırmanma okullarının açılması ile amatör dağcılar rehberlik kurumunu bir süre tehdit etti ve en iyi rehberlerin dağcılar olduğuna inanılmaya başlandı. Bu bir yere kadar doğrudur. Dağcılara belli bir doğada yaşam eğitimi de verilmektedir. Ancak amatör birçok dağcıyı yine kayboldukları vahşi ormanlardan bölgeyi, yaban hayatını ve hayatta kalmayı çok iyi bilen klasik rehberlerin kurtardığı da olmuştur.

Bize güvenli ve keyifli bir trekking yaptıracak rehberlerin; bölge, rota, navigasyon, ilkyardım, kampçılık bilgilerine ve liderlik özelliklerine, daha ileri ve zorlu şartlardaki rehberlerin, özellikle keşif rehberlerinin hayatta kalma, kurtarma, dağcılık, yaban hayatı bilgilerine ve hatta avcılık geçmişine sahip olmaları gerekmektedir. Dağcılık tipi trekkinglerde rehberler dağcılar veya dağ mihmandarları olmaktadırlar.

Mihmandar : Profesyonel dağ rehberi.Trekking Çeşitleri :

Trekking ismi genel olarak kullanılsa da farklı çeşitleri ve yan stilleri vardır. Klasik ve asıl trekking yürüyüşünün içinde rehberin yanı sıra yardımcı rehber, yük hayvanları veya dağcılıktaki sherpa gibi taşıyıcı insanlar ve aşçı bulunur. Burada yürüyüşçüler sadece yürümektedir. Bu tip doğa yürüyüşleri dünyada ve ülkemizde bazı yerlerde halen yapılmaktadır.

Ama daha çok yapılmakta olan ( bence de olması gerektiği gibi ) trekking, yürüyüşçünün yükünü tamamen kendisinin taşıdığı, meşakkatine de kendisinin katlandığı türdür. Çok yapılmayan iki trekking türünün de birincisi keşif/macera yürüyüşleri, ikincisi de daha çok zorlu çıkışları içeren devamlı yükselerek yapılan dağcılık gibi olan trekkingdir.

Dayhiking : Günübirlik doğa yürüyüşleri. Genelde orman patikalarında yapılmaktadır.

Hiking : Genelde yaylalarda yapılan, gerektiğinde konaklama da yapılan sırt çantalı orta yürüyüşler.

Backpacking : Konaklamalı, genelde dağcılık maksatlı sırt çantalı uzun yürüyüşlerdir.

- Ormanda Trekking

Ormanda yapılan trekkingler çoğunlukla vadi tabanına yakın yerlerde ve patikalarda yapılırlar. En çok yapılan trekking yeridir. Ormanda dikkat edilmesi gereken en önemli şey sık bitki örtüsü içinde kaybolmamaya çalışmaktır. Patika veya izleri kaybetmeden gitmeye dikkat etmek gerekir.

Sık ve alçak bitki örtülerinin içine girmemeli ve önde giden yürüyüşçü ile aradaki mesafeyi 2 m.nin üstüne çıkarmamalıdır. İyi bir rehberin orman yaban hayatını ve bitki örtüsünü de bilmesi beklenir.

- Çölde Trekking

Çölde trekking sık yapılmamaktadır. Özellikle ülkemizde çöl trekkingi olarak yapılacak bir bölge mevcut değildir. Yüksek gelir grubu genelde Afrika kıtasındaki çöllerde safari tarzı trekkingler düzenletmekte veya olan organizasyonlara katılmaktadırlar. Çöl trekkinginin temel ulaşım vasıtası genelde deve ve at olmaktadır.

Nadiren çöl araçları kullanılmaktadır. Çöl trekkingini en çok düzenleyen ülke Fransa’dır. Çölde dikkat edilmesi gereken en önemli unsur, sıcak çarpması, su kaybı (dehidrasyon) ve kondisyondur. Çölü iyi tanıyan rehberler gerekmektedir.

- Dağlık Alanda Trekking

Zaten genelde dağcılığa girmektedir. Kondisyona ve malzemeye dayalı bir spordur. Kayalara, çarşak bölgelere, yükseklerdeki soğuğa, hipotermiye ve düşmemeye dikkat etmek gerekir. Rota ve bölgeyi iyi bilen bir dağcının veya mihmandarın rehberliğinde yapılmaktadır.

- Açık Alanda ( geniş yayla ve ovalarda ) Trekking

Yaylalar arası geçişler ve yürüyüşlerdir. Çoğunlukla kamplıdır. Dikkat edilmesi gerekenler genelde çoban köpekleri ve açık hava şartlarıdır.

- Kanyon veya Dere Yatağında Trekking

Oldukça zorlu, özellikle kanyon geçişlerinde daha fazla teknik bilgi gerektiren, kondisyon ve efor sarf ettiren, malzemeye dayalı bir aktivitedir. Dikkat edilmesi gerekenler düşebilecek kayalar, suların sürükleyip sıkıştırdığı kütükler, ıslak kaya ve zeminler, çatlaklar, yarıklar ve uzun süre ıslak kalma durumunda oluşabilecek üşütmedir.

- Rotalı Yürüyüşler

Belirli bir güzergâhı ve rotası olan, harita, pusula, GPS gibi navigasyon malzemelerinin kullanıldığı, uzun, konaklamalı, keşif maksadı da taşıyan, ormanlık ve dağlık arazide yapılan yürüyüş tipidir. Dikkat edilmesi gerekenler kaybolmamak, rotayı doğru okumak ve kondisyondur. Harita ve arazi bilgisi yüksek bir rehberin olması gerekir.

- Rotasız Keşif / Macera Yürüyüşleri

Özellikle ormanlık ve dağlık alanlarda yapılan, belli bir rotası olmayan, keşfe dayalı, kamp donanımı gerektiren süresi sınırlandırılmamış, yüksek dikkat, efor ve kondisyon isteyen yürüyüşlerdir. Rehber bile nelerle karşılaşacağını bilmez. Dikkat edilmesi gerekenler yaralanmamak ve malzeme kaybına neden olmamaktır.

Hazırlığın çok iyi yapılması ve ruhen hazırlanılması gerekir. İlkyardım kiti her yürüyüşçüde ayrı ayrı olmalıdır. Rehberin orman bilgisi, hayatta kalma ve avcılık deneyimlerinin olması faydalıdır.

- Kış ( kar ) Yürüyüşleri

Kış yürüyüşleri biraz daha fazla efor ve malzeme gerektirir. Kışın vücut, kar üzerinde yürüyüşte daha çok yorulur, bunun nedeni taşınan malzemelerin ağırlığının artması ve soğuğun vücudu daha çok zorlamasıdır. Soğuk, ıslak ve kar kışın yapılan doğa yürüyüşlerine en fazla etki eden etmenlerdir.

Kalorisi yüksek karbonhidratlı yiyecekler yemeli ve terleme olayına çok daha fazla dikkat etmelidir. Kışın yapılan yürüyüşler çok daha iyi plânlama ve zamanlama gerektirir.

Trekking sporuna yeni başlayacak olanların en düşük zorluk derecesinden başlamaları salık verilir. Kondisyonları iyi de olsa işin alışkanlığı ve hissiyatı açısından bu gereklidir. Hatta ara vermiş olanlar bile ne kadar zor parkurlar geçmiş olurlarsa olsunlar, hatırlamak için ısınma parkuru niyetine seviyelerinin bir iki derece gerisinden başlamaları faydalarınadır.

Kimi zaman bu durum, işine ara vermiş rehberler için bile gereklidir.

Trekking Sporunda Zorluk Dereceleri :

1 den 6 ya kadar sınıflandırılmış zorluk dereceleri vardır :

Zorluk Derecesi 1 : Yürüyüş eğimi azdır. Yükselme yani çıkış çok az yapılmaktadır. Çıkışlar 100 mt.yi geçmez. Patikalar geniştir. Toplam yürüyüş süresi 2 saati geçmez. Yürüyüşlere yeni başlayanlar ve sağlık problemleri olmayan herkes katılabilir.

Zorluk Derecesi 2 : Yürüyüş eğimi azdır. Toplamda 300 mt.yi geçmeyen hafif çıkışlar içerir. Zorluk derecesi 1 olan parkurlardan farkı genelde süresidir. Toplam yürüyüş süresi 3,5 saati geçmez. Birkaç hafif yürüyüşe katılmış herkese uygundur.

Zorluk Derecesi 3 : Yürüyüş eğimi artık artmaktadır. 500 mt.yi geçmeyen çıkışlar içerir. Daha dar patikalardan, bazen sık ormanlık alanlardan daha çarşak bölgelerden geçmek gerekebilir. Islak geçişlerde yoğunlaşmaktadır. Toplam yürüyüş süresi 5 saati geçmez. Yürüyüşler kondisyonu iyi olan ve yürüyüş deneyimi de olan herkese uygundur.

Zorluk Derecesi 4 : Yürüyüş eğimi fazlalaşmaya başlar. Çıkışlar 700 mt.yi bulmaktadır. Patikalar iyice bozuktur, bazı yerlerde yoktur. Ormanlık alan varsa daha sık olmaktadır. Daha kayalık ve çarşak arazide yol alınmaktadır. Toplam yürüyüş süresi 6,5 saati geçmez. Sportif ve kondisyonu iyi olan kişilere uygundur.

Zorluk Derecesi 5 : Yürüyüş eğimi artık zorlu ve fazladır. Çıkışlar 1000 mt.yi de geçmeye başlar. Sert yapılı, taşlık, kayalık ve patikasız alanlardan gidilmektedir. Ormanlık alanları oldukça zorludur. Islak geçişler de mevcuttur. Rehberin oldukça deneyimli olması gerekir. Toplam yürüyüş süresi 8 saati bulmaktadır. Teknik çıkışlar içermemesine rağmen bu zorluk derecesi yüksek yürüyüş sportif, tecrübeli ve kondisyonu iyi deneyimli yürüyüşçüler için uygundur.

Zorluk Derecesi 6 : Bol eğimli, çıkışları ve inişleri fazla olan, çıkışları 1500 mt. yi bulabilen, uzun süreli rota takibi gerektiren. Zorlu arazi şartlarında ilerlenen yürüyüşlerdir. Gerektiğinde konaklama yani kamp yapılabilmektedir. Yürüyüş süresi 8 saat ve üzeri olmaktadır. Deneyim, dikkat, kondisyon, bilgi ve disiplin gerektirir.

Vucut geliştirme

Vücut Geliştirme, (İngilizce’de Body Building) ağırlık kaldırma, kalori alımı ve diğer uygulamaların bir araya getirilmesiyle kas telciklerinin (fibres) geliştirilmesi işlemidir.

Bu aktivite ile uğraşan kişiye vücut geliştirmeci (Body Builder) denir.

Vücut Geliştirme Sporunun Tarihi

Vücut geliştirmenin tarihi, taş ve ağaçtan yapılan ve farhanlar (Nallar) denilen el ağırlıklarını (dumbbell veya dambel diye de kullanılır) kullanan atletlerin bulunduğu 11.yüzyıl Hindistan’ına kadar geri gitmektedir.

Ancak bu dönemdeki vücut geliştirme, kasların görünümü değil güç arttırımını sağlamak için uygulanmaktaydı.

Günümüzdeki şekliyle vücut geliştirmenin ortaya çıktığı dönem 1880 ile 1930 arasıdır.

19. yüzyıldan önce kadar kasların bu şekilde sergilenmesi gibi bir sanat bulunmamaktadır.

Bu yıllarda “Modern Vücut geliştirmenin Babası” olarak anılan Eugen Sandow, kas gösterisi performanslarıyla genel izleyici kitlesine vücut geliştirmeyi tanıtmıştır.

Menajeri Florenz Ziegfeld kanalıyla sahnede gerçekleştirdiği gösteriler Sandow’ un ününü arttırmış ve kendi adıyla tanınan bu ürünler daha sonra hızla gelişecek olan vücut geliştirme sanayiinin de ilk ürünleri olmuştur.

Sandow Antik Yunan heykellerindeki ideal beden ölçülerini savunmaktaydı.

Ünlü vücut geliştiricilerden bazıları şunlardır: Larry Scott, Arnold Schwarzenegger, Lou Ferrigno, Steve Reeves, Serge Nubret ve yenilerden, Ronnie Coleman ile Jay Cutler.

Türkiye’de Vücut Geliştirme:

1950′li yıllarda Halter Federasyonu çatısı altında vücut bulan Vücut Geliştirme Sporu ancak 15 yıl sonra gerçek kimliğini buldu.

Şampiyonlar şampiyonu Ahmet Enünlü’nün uluslararası alanda elde ettiği başarılar bu spor dalına yeni isimlerin gelmesini sağladı.

1970 yılında Belgrad’da yapılan Dünya şampiyonasında ilk altın madalyasını kazanan Enünlü, 1974′de Verona’da, 1977′de Paris’te, 1978′de Madrid’de, 1979′da Londra’da, 1982′de Bruggges’de, 1992′de Ankara’da, 1994′de İzmir’de tam 8 kez Dünyanın zirvesine çıkarken, 1978 yılında Madrid’ te Dünya Şampiyonlar Şampiyonu unvanına layık görüldü.

Vücut Geliştirme Sporu Türkiye’de son yıllarda bayanlar arasında da ilgi görmeye başladı.

Vücut Geliştirme ve Fitness Sporunun 10 Temel Kuralı

1- Doktora Gidin : Şekillenmek sağlıkla başlar. Arabanızı yarıştırmadan önce kaputun altını kontrol etmekten çekinmezsiniz. Öyleyse vücudunuz içinde aynı şeyi yapmaktan korkmayın.

2- Terminolojiyi Öğrenin : “Tekrar”, bir kere (hem kaldırma hem indirme) olarak egzersiz manasına gelir.”Set” tekrarlar grubu.8′den 12′ye tekrarlı bir set yapmak demek egzersizi bu kadar defa yapmak anlamına gelir.

3- Sıralamayı Önemseyin : Antrenman sırası, ilk olarak geniş kasları (bacak,sırt,göğüs,omuzlar) sonra daha küçüklerini (triceps,biceps) çalıştıracak şekilde olmalıdır.

Sebebi; Geniş kas gruplarını çalıştıran egzersiz vücudu stabilize etmek için küçük kas gruplarını da devreye sokar.Eğer bu küçük kasları erkenden yorarsanız, geniş kasları çalıştırmak için gereken hareketler sırasında güçlük çeker ve başarısız olursunuz.

4- Bir Yardımcı Kullanın : Ağırlığı baş üstüne kaldırdığınızda emin olmanız için sizi takip eden birini bulundurmak önemlidir.Ayrıca yardımcı birisi size motivasyonda sağlar.

5- Nefes Alış-Verişinizi Düzenleyin : Bir çok insan kaldırma sırasında nefeslerini tutarak hata yaparlar.Bunu yapmak sadece kan basıncını yükseltmez, vücudunuzun enerji harcarken kullandığı oksijen miktarını da kısıtlar.Bunun yerine her egzersiz sırasında, yüke bindiğinizde nefes verin ve yükü boşaltırken nefes alın.

6- Sakin ve Kontrolde Kalmak : Kaldırma sırasında çok hızlı gitmek yada vücudunuzu sağa sola oynatmak antrenmandan tam verim almanızı engeller ve bu sizi oyalar. Oysa ağırlığı yavaşça almak, çalıştırmak istediğiniz kası ayırır ve yaralanma riskinizi azaltır. Bir ağırlığı kaldırmanız iki saniye, indirmeniz ise dört saniye sürmelidir.

7- Egzersizler Arasında İyi Zamanlama Yapın : Her setten sonra kaslarınız bir daha kaldırana kadar bir süre dinlenmek ister. 60-90 saniye dinlenin ve saati dikkatlice takip edin. Dinlenmeyi çok uzun tutmak kaslarınıza dinlenmesi için zaman verir, bir başka sete çok erken geçmek ise onların görevlerini tam olarak yapmalarına engel olur.

8- Acıya Duyarlı Olun : Esasen bir antreman sırasında veya sonrasında bir acı hissetmek normaldir, bu etkili bir ilerleme olduğunu gösterir.Bir kası normalden fazla kasmak, atık materyallerin yada diğer asitlerin birikmesine sebep olur. Bu yanma duygusunu tecrübe etmek, kaslarınızın ve paranızın karşılığını aldığınızı gösterir. Eğer kramp gireceğini anlarsanız ne yapıyorsanız durun ve kendiliğinden çözülene kadar yavaşça gerdirin. Sonuç olarak herhangi bir olumsuzluk,egzersiz sırasında sürekli bir ağrı veya birkaç gün devam eden ağrılar hissederseniz, durun ve mutlaka doktora gidin.

9- Bir Gün Antreman ve Bir Gün Dinlenme Kuralına Uyun : Kaslar gym’de gelişmez, onlar siz evde oturup tv seyrederken gelişirler. Antrenmanlar kaslarınızın onlardan ne istediğinizi bilmelerine yardımcı olurlar. Bundan sonra, bir dahaki sefere kadar kendilerini tamir etmek için zamana ihtiyaçları vardır. Bu kas değişimi, kaslar en az 48 saatlik dinlenmeye terk edildiğinde ortaya çıkar.Vücudunuza gelişmesi için yeterli zamanı verdiğinizden emin olmak için antrenmanlarınızı iki günde bir olacak şekilde (Pazartesi,Çarşamba,Cuma) programlayın.

10- Gelişmelerinizi Not Edin : Egzersizlerinizin takibini yapmak, geleceğiniz için harcamalarınızı kontrol etmek kadar önemlidir. Sonuçları görmenin en iyi yolu her antrenmanda kaslarınızı kıyasıya çalıştırmaktır. Fakat bir gün önce onları ne zorlukta çalıştığınızı hatırlamıyorsanız, bunu asla başaramazsınız. Her antrenman detayını (ne kadar ağırlık, kaç set veya tekrar vb.) kaydedin ve bir sonraki antrenmanınıza başlamadan bir önceki çalışmanızı referans alın.

Vücut Geliştirmede Beslenme ile ilgili Tavsiyeler

1- Daha çok protein yeyin

2- Antrenmandan sonra daha çok karbonhidrat tüketin

3- Bir antrenmandan sonra basit şeker tüketin

4- Bir günde üç büyük öğün yerine altı küçük öğün yeyin

5- Her öğünde lifli bir şeyler yeyin

6- Günün son öğününde karbonhidrat alımını yarıya indirin

7- Son öğününüzden kıstığınız karbondihidratları ya günün ilk öğününde yada antrenman sonrası öğünde alın.

8- Kafein, L-Carnitin ve Hidroksisitrik asit’i deneyin

Yoğunluk Çalışması ve Hacim Yapmak (High Intensity Training)

Az ama yoğun çalışmak.Hacim yapmanın en önemli kuralıdır.

Ağır çok ağır çalışın.

Haftada 3 kere çalışın (aynı kası haftada 2 kereden fazla çalıştırmayın).

Büyük kaslar için 8 set*6 tekrar, küçük kaslar için 5*6 yapın.

Aralarda 2-3 dakika dinlenin.

1 saatten fazla çalışmayın.

15-20 dk. ısının.

Çok yiyin.( 4000 – 5000 kcal, 250-400 gr protein )

İşte sizi yoğunluk çalışmasında kullanabileceğiniz 3 teknik

1- TEKRARLANAN EFOR TEKNİĞİ

2- MAKSİMUM EFOR TEKNİĞİ

3- DİNAMİK EFOR TEKNİĞİ

Paintball

Paintball Nedir :

Paintball tanımsal olarak, boya kapsülleri atan silahlarla rakibi strateji ve takım ruhu ile saf dışı etmeyi ve verilen görevi başarmayı hedef seçen takımların belirli alan içersindeki mücadeleleridir. Temel ilke “Hayatta kal, yoket ve başar” dır. Oyunu diğer sporlardan farklı kılan ise maksimum adrenalin, iyi strateji, stress altında karar verme, az miktarda fiziki yetenekle yüksek oranda zeka gerektirmesidir.

Amerika başta olmak üzere tüm dünyada şu anda Paintball ile ilgili kuruluşların sayısı yüzlerle ifade edilebilir. Bu kuruluşların arasında Paintball oyun alanları, malzeme satıcıları, takımlar ve hatta ulusal ve uluslararası Paintball federasyonları bulunmaktadır. Uluslararası turnuvalar sayesinde oyunculara ülkelerini temsil etme fırsatı sağlanmaktadır.

Sadece ABD’de ; oyun alanlarının sayısı yüzlerle ifade edilmektedir, düzenli olarak aylık çıkan 6 adet paintball dergisi vardır ve onlarca farklı firma çeşit çeşit paintball silahları ve aksesuarları üretmektedir. Bu aksesuarlar, boya saçan el bombalarından, mayınlara; duman bombalarından, boya fırlatan bubi tuzaklarına kadar geniş bir yelpaze içermektedir.

Paintball Tarihçesi :

Paintball, yaklaşık 25 yıllık geçmişi olan, nispeten genç bir spor dalıdır. Amerikalı ormancı arkadaşların kesilecek ağaçları boyarken kullandıkları boya atan tabancaları birbirlerine doğrultmaları ile şaka olarak başlamış, ancak bu ilhamla 80′li yıllarda ticari bir kimliğe bürünmüş ve tüm dünyada artan bir heyecanla oynanan bir oyun haline gelmiştir.

Türkiye’ de Paintball :

Ülkemizde beş-altı yıl önce oynanmaya başlamış, henüz hakettiği yere gelememiştir. Birçok ülkede federasyonu olan ve hatta ligleri kurulan paintball oyunu ülkemizde oldukça amatör bir seviyede kalmıştır.

Genel Kurallar :

1- Her oyunda olduğu gibi bu oyunda da hakem kurallarına itiraz hiç bir işe yaramaz.

2- Oyuncu her neresinden boyanırsa boyansın elenir. (Ancak kendi mermisi namlu içinde patlamışsa bu kural geçerli değildir.)

3- Oyuncu vurulduğunu gizlememelidir.

4- Aynı anda iki oyuncu birbirini boyamışsa ya her ikisi birden elenir ya da her ikisi de devam eder. Karar yetkisi hakemdedir.

5- Eğer bayrak oyunu oynanıyorsa; Bayrak oyunlarında, takım oyuncularından sadece biri kendi istasyonu içinde bekleyebilir. Bayrak taşıyan oyuncu elenirse bayrağı elendiği noktaya bırakır.

6- Oyuncu siperle birlikte hareket edemez.

7- Ölü Adam Yürüyüşü; elenmemiş oyuncunun sanki elenmişçesine diğer elenmiş oyuncularla birlikte yürümesi ve bu şekilde siper değiştirme veya rakip eleme gibi avantajlar elde etmesidir. Ölü Adam Yürüyüşü yasak olup olmaması takımlarca kararlaştırılır.

8- Ölü Adam Sessizliği; elenen oyuncunun hiçbir şekilde konuşmaması ve diğer oyunculara bilgi vermemesidir.

9- Oyun sırasında kapsülü biten oyuncular hakemlerden kapsül paketi alabilir. Ancak bu sırada oyun durmaz. Hakem paketi bırakır ve uzaklaşır. Rakip oyuncu bu sırada kapsül bekleyen oyuncuyu eleyebilir.

10- Alınan kapsüllerin iadesi yoktur.

11- Her takımın Takım Kaptanı vardır. Bu takım kaptanları puanlama esnasında hakemin yanında bulunur.

12- Oyunun başlaması için; takım kaptanlarının takımlarının hazır olduklarını hakeme işaret etmesi gerekmektedir. Oyun hakemin düdüğü ile başlar.

13- Kurallara veya hakem kararına uyulmaması halinde, hakem takıma ihtar verecektir. Aynı maç içinde 2 ihtar alan takım 50 puan kaybeder.

14- Tüm oyuncular önceden belirlenmiş sınırlar dışarısına çıkamazlar.

 

Güvenlik Kuralları :

1- Oyun sırasında şort ve T-shirt giyilmez. Teni açıkta bırakmayacak kıyafetler giyilip, tulumlar kullanılabilir.

2- Oyun alanındayken maske çıkarmak yasaktır.

3- Oyuncular arasında hiçbir şekilde fiziksel temas olamaz.

4- 5 metre ve daha yakından atış yapılması yasaktır. (Kapsüllerin namludan çıkış hızı ortalama 80-100 m/sn’dir.) Bu gibi durumlarda oyuncular anlaşarak birbirinden uzaklaşır ya da hakem oyunu durdurur.

5- Silahını iki eliyle başının üstünde tutan oyuncuya atış yapılamaz. Bu hareket ancak oyuncu elendiğinde ya da acil durumlarda yapılır.

6- Elenen oyuncu alanı terk ederken atış yapamaz ve kendisine atış yapılamaz.

7- Hakemlere atış yapılamaz.

Paintball Senaryoları :

1- Bayrak Kapmaca : İki takımın ortadaki tek bayrağı almaya ya da kendi bayrağını koruyarak rakip takımın bayrağını kendi kalesine getirmeye çalıştığı bir senaryodur.

2- Eleme : Rakip takımın tüm oyuncularını vurarak oyundan çıkarmanın amaçlandığı bir senaryodur.

3- Zamana Karşı : Süre dolduğunda en fazla oyuncusu oyunda kalan takımın kazandığı senaryodur.

Neo-Paintball Oyunu :

Oyunun amacı verilen senaryoyu uygulamaktır. Her takım kendine göre bir senaryo hazırlayabilir yani belli bir senaryoya bağlı kalmak gerekmez. Amaç bazen karşı takımın tüm oyuncularını elemek, rehineyi kurtarmak, bir bölgeyi korumak ve ele geçirilmesini engellemek, bir kaçağı diğer takımdan önce yakalamak, bir kişiyi güvenli bir şekilde önceden belirlenen hedefe ulaştırmak,takım kaptanını vurmak vs. dir.

Neo-Paintball’da kural olarak her yeni oyuncu Senaryo-1 (Bayrak kapmaca) oyununu oynamak ve oyun sonunda hakem tarafından diğer senaryolara geçmek için yeterli performansı gösterdiği yolunda onay almak durumundadır. Kişisel gelişimlerin ayrıca kaydı tutulmaktadır. Ayrıca bu kayıtlara göre grup oluşturmakta zorlanan bireylere uygun gruplar oluşturulur.

Bazı Senaryolar;

1- Çift Bayrak : Dünyada en çok oynanan, klasik paintball oyunudur. Takımlar oyun alanının iki ucunda bulunan istasyonlardan başlarlar. Amaç karşı takımın istasyonunda bulunan bayrağı alıp önceden belirlenmiş noktaya getirmektir.

2- Tek Bayrak : Takımlardan birinin bayrağı koruduğu, diğerinin ise ele geçirmeye çalıştığı bayrak oyunudur.

3- Bayrağı Kap : İki takım alanın iki ucundaki istasyonlardan oyuna başlarken ortadaki bir noktada duran bayrağı almaya ve karşı takımın istasyonuna ulaşmaya çalışmaktadırlar.

4- Başkanı Koru : Oyunculardan biri veya isteğe bağlı olarak bir hakem ya da seyirci; “başkan” seçilir. Takımlardan biri “Başkan’ın Adamları” yani korumalarını oluştururken, diğer takım “Saldırganlar” rolünü üstlenmektedir. Senaryonun hedefi başkanı belli bir sürede ana istasyondan çıkartıp, hedef istasyona ulaştırmaktır.

5- Rehine Operasyonu : Bu senaryoda da yine bir oyuncu veya isteğe bağlı olarak bir hakem ya da seyirci; “Rehine” olmakta ve “Hakim Tepe”de “Saldırganlar”ın elinde rehin tutulmaktadır. “Kurtarıcılar”ın görevi ise verilen süre dolmadan rehineyi “sağlam olarak” kurtarmaktır.

6- Son Adam : Bu oyunda herkes tektir. Süre kısıtlaması yoktur. Elenmeden kalan son oyuncu kazanır. Senaryonun en ilginç yönü “Geçici Anlaşmalar” kuralıdır. Bu kural gereği oyuncular kendi aralarında diğer oyuncuları eleyinceye kadar birlikte çalışmak için geçici olarak anlaşabilirler. Fakat bu anlaşmalara sadık kalmak zorunda değildirler.

7- Buddy : “Son Adam” senaryosuna benzer, ancak bu senaryoda 2 kişilik timler söz konusudur ve geçici anlaşma yapma imkanı yoktur. Elenmeden kalan son tim oyunu kazanır.

8- İki Takım Girer; Bir Takım Çıkar : Aslında klasik bir speedball, “Combat” senaryosu olan oyunun kuralları basittir; oyun alanına 2 takım girer; kalan kazanır!

9- Tavşan Kaç : Oyunculardan biri “Tavşan” olur; diğer oyuncular ise “Avcı”.

10- Firar : Karşı takımın bir oyuncusu ‘Kaçak’ olur, diğer takım ise ‘Gardiyanlar’

11- Terminator : Oyunculardan biri Terminator olur ve yoketmeye başlar; durdurmanın tek yolu vardır; elinden vurmak.

Paintball Ekipmanları :

A) Silahlar :

1- Pompalı (Pump Gun) : En eski paintball silahlarıdır. Bu silahlar tek tek atış yapar. Her atıştan önce namluya yeni kapsül sürmek gerekmektedir. Günümüzde bu tür silahlar tercih edilmemektedir. Genelde amatörlerin oyuna başlangıç silahıdır.

2- Yarı Otomatik (Semi Auto) :

 

En popüler paintball silah tipidir. Oyuncunun tek yapması gereken tetiğe basmaktır.

TIPPMANN CUSTOM 98

Model : 98 CUSTOM

Kalibre : 68

Tip : Yarı Otomatik

Kullanılan Tüpler : CO2-Nitrojen

Şarjör Kapasitesi : 150+

Atış Mesafesi : 45 metre

Ağırlık (Tüpsüz) : 1305 gr

3- Tam Otomatik (Full Auto) : En güçlü işaretleyici tipidir. Her atıştan sonra kendini kurar. Eğer parmağınızı tetiğe basılı tutarsanız, parmağınızı çekene kadar (ya da kapsülünüz bitene kadar) atış yapacaktır. Yarı otomatiklerde bu etkiyi yaratmak için arka arkaya tetik çekmek gereklidir.

B) Maske :

Bu oyunda silahlardan sonra en gerekli malzemelerdir. Çünkü boyanın nereye ne zaman geleceği hiç belli olmaz. Bir çok turnuva da oyun alanında maske çıkartmak diskalifiye nedenidir. Birçok kişi ilk denemelerinde gözlüğü maskeye tercih ederler fakat bu çok yanlış bir seçimdir. Gözlük sadece gözü korurken, tüm maskeler istisnasız olarak burnu ve ağzı da korumaktadırlar.

Korudukları alanlar farklılaştıkça maske tipleri de ayrılmaktadır: Bazı maskelerin koruduğu alan sadece minimum ile sınırlı kalırken; bir çoğu yanakları, kulakları ve alnı da korumaktadır.

Maskelerin camlarında kullanılan malzeme “poli karbonat”tır. Kırılmaz gözlük camları, halk arasındaki adıyla “organik cam” diye bilinen bu malzeme kesin güvenlik sağlamaktadır. “Lens” olarak adlandırılan maske camları da zaman içinde kendi aralarında 2 tipe ayrılmışlardır.

Single ve thermal lens. Lenslerde buğulanma sorunu her hava şartında görülmektedir. Bunun içinde bir çözüm getirilmiştir. Bunların başında; Termal lens kullanmak veya “anti-fog spray” olarak anılan buğulanma önleyici özel spreyleri lensin iç yüzüne sıkmak gelmektedir.

Ayrıca bir başka ilginç fakat etkili uygulama ise “Fan” yöntemidir. Belirli maskelere uyumlu olarak üretilmiş küçük ve sessiz hava motorları maskenin alınlık kısmına takılmakta ve içeriye sürekli taze hava vererek iç ve dış ortam arasındaki dengeyi korumaktadır.

C) Hız Ölçer (Cronograph) :

Silahtan çıkan boya kapsülünün hızını ölçmeye yarayan elektronik alettir. Oyuncuların güvenliği için belirlenmiş olan uluslararası standart (yaklaşık olarak) saniyede 100 metre, yani 100 m/s’dir. (300 fps)

Oyun başlamadan önce oyuncular silahlarını sırayla kronografa dayayarak ateş ederler; bu sırada alet kapsülün hızını ölçer.

D) Boya Topları :

Doğaya zararsız standart paintball topları (kapsülleri), jelatin bir kabuk içinde bitkisel besin boyası bulunan, su bazlı yuvarlak toplar. Bu toplar, hava ya da karbondioksit basıncıyla çalışan silahların namlusundan, yaklaşık 80-100 m./sn. hızla fırlatılıyor. Boya topları genelde, vücudun açık noktalarına değdiğinde çok az bir acı veriyor.

Yine de, birtakım risklerin engellenmesi için, 5 metreden daha yakın mesafeden atış yapılması oyun kurallarına aykırıdır. Kapsüller görünüm olarak misket büyüklüğündedir.

Aksesuarlar :

Boya El Bombaları (Granades) : Plastik bir tüpün içine basınçlı boya konması ve her iki ucun bir pim ile tutturulması ile yapılır. Pimin çekilerek el bombasının hedefe doğru atılmasıyla kapak çıkar ve yaklaşık 5 m çapında bir alan boyanır.

Mayın : DM-8 tipi kara mayınından esinlenerek yapılmış olan “RLM-10B / Boya Mayını”, 2 ounce’luk boya tüpüne sahiptir. Tetikleme mekanizması DM-8 ile aynıdır. Dikey basınçla tetiklenir. Yaklaşık 3 metre yarı çapında etkilidir. Yeniden doldurulabilme özelliği vardır.

Havan : Bir başka ilginç ve yeni paintball silahı ise “Havan”dır. M1A-TOC modeli havanın kalibresi 62 mm’dir. CO2 ile çalışan havanın atış kapasitesi dakikada 4 atıştır. Namlu boyu 40 inch (yaklaşık 1 m), toplam uzunluğu ise 45.5 inch (yaklaşık 1.15 m) olan havan, 20 kg ağırlığındadır. 3 kişilik bir ekip tarafından kullanılır. Mermi kovanı mukavva benzeri bir malzemeden, yapılmıştır. Mermi düştükten sonra 2 m yarı çapında bir alanı boyar.

APC-Zırhlı Personel Taşıyıcı : Armoured Personnel Carrier – APC’ler, ordu eskisi gerçek zırhlı taşıyıcılardır. Genellikle üzerlerine uzun namlulu ve büyük kalibreli bir paintball silahı yerleştirilerek modifiye edilirler. Değişik tipleri vardır.

Hellhound : Tippmann Pneumatics Co. tarafından üretilmiş özel bir araçtır. Tamamen paintball için dizayn edilmiştir. Ön tarafında; 10 namlulu “Gattling” tipi saniyede 50 atış yapabilen yüksek hızlı özel silahı ve 6.000 kapsüllük mermi kutusu (loader), arkada; Grenade Launcher – El bombası fırlatıcı, sol tarafta; yandan gelebilecek saldırılara karşı Tippmann Model 98 paintball silahı ile donanmış bulunan bu inanılmaz araç, ayrıca bir de küçük vinç taşımaktadır.

Elektronik Ekipman : Sese duyarlı anahtarlamalı VOX telsizler (grup başına 2′şer adet).

Atletizm

Atletizm, dünyanın en eski sporu ve bütün öteki sporların temelidir. İnsanın koşma, yürüme, atma ve atlama gibi en doğal hareketlerindeki gücünü, dayanıklılığını, süratini, çabukluğunu, hünerlerinin geliştirmek ve artırmak için yaptığı çalışmalara, kurallara bağlanmış spor yarışmalarının tümüne ATLETİZM denir.

Bir başka deyişle ; insanın tabii hareketlerinden olan koşu, atlama, atma ve yürüyüşe dayalı olan fiziki performansı devam ettirme ve geliştirme gayesini güden beden çalışmalarının bütününe ATLETİZM denir.

Atletizmin bütün diğer spor dallarında olduğu gibi, insanın mükemmel yaratılış özellikleri ile varolmuştur. Bu ekonomik, anatomik yapı sayesinde atletizm dünyanın en popüler branşlarından biri olma özelliğini elde etmiştir. Zaman, mesafe ve yükseklik gibi unsurlar atletizmi diğer spor dallarından ayırmıştır. Sınırlayıcı faktörler günden güne aşıldıkça, daha kısa zamanda, daha uzağa ve daha yükseğe ulaştıkça yeni rekorlar kırılmakta ve atletizm dünyada daha cazip ve daha popüler hale gelmektedir.

Atletizm, günümüzde Uluslararası Amatör Atletizm Federasyonu (IAAF) tarafından düzenlenen kurallara göre erkeklerde 23 (dekatlon hariç) , bayanlarda ise 21 (Üç adım atlama, çekiç atma ve sırıkla yüksek atlama dahil ; heptatlon hariç) branş üzerinden yapılır.

ATLET : Atletizm yarışmalarına katılan bütün sporculara verilen isimdir. Yunanca yarışma anlamını taşıyan ATHLOS sözcüğünden gelmektedir.

IAAF : Uluslar arası Amatör Atleztim Federasyonu

EAA : Avrupa Atletizm Birliği

TAAF : Türkiye Amatör Atletizm Federasyonu

IOC : Uluslar arası Olimpiyat Komitesi

 

 

AVRUPA ATLETİZM ŞAMPİYONASI :

Avrupa ülkeleri arasında düzenlenen amatör atletizm şampiyonasının ilki 1934 yılında Torino’da (İtalya) düzenlendi. Şampiyonaya 1938’den sonra bayan atletlerde katıldı. Her 4 yılda bir değişik ülkelerde bu şampiyona yapıldı.

ATLETİZMİN DALLARA GÖRE SINIFLANDIRILMASI

KOŞULAR

A- Kır Koşuları

Yol koşuları : 800-1500m 3-4-7,5-15-20-25km

Kros koşular : 800m ile 12km arası

Halk koşuları : Farklı mesafelerde

Maraton : 42.195m

B- Pist Koşuları

1-Düz koşular :

Kısa mesafe koşuları: 60-75-100-200-400m

Orta mesafe koşuları: 800-1500m

Uzun mesafe: 3000- 5000- 10.000m

2- Engelli koşular: 60-75-100-200-300-400m

1500-2000-3000m (engelli)

3- Bayrak koşuları : 4×100m, 4×400m, İsveç Bayrak, Balkan Bayrak.

Atmalar

Gülle atma

Cirit atma

Disk atma

Çekiç atma

Fırlatma topu atma

ATLAMALAR

Uzun atlama

Üç adım atlama

Yüksek atlama

Sırıkla yüksek atlama

YÜRÜYÜŞLER

1-3-5-10km pistte

5-10-15-20-25-30-35-50km yol veya açık saha (20- 50km Olimpik Yürüyüş mesafeler)

SALON YARIŞMALARI

Bayanlar: 50m- 60m – 200m – 400m –800m – 1500m – 50m engel- 60m engel- Yüksek Atlama- Uzun Atlama- Yüksek Atlama- Uzun Atlama- Gülle Atma.

Erkekler: 50m- 60m- 200m- 400m- 800m- 1500m- 3000m- 50m engel- 60m engel- Yüksek Atlama- Sırıkla Yüksek Atlama- Uzun Atlama- Üç Adım Atlama- Gülle Atma.

Atıcılık Avcılık sporu

Türkiye’ de Atıcılık Sporu

Türkiye’de atıcılık sporu 1910′dan başlayarak daha çok avcılık biçiminde gelişti.Bu dalda etkinlik gösteren ilk kulüp Fenerbahçe oldu(1913).Fenerbahçeli Necati ve Galip Bey,Galatasaraylı Bülent ve Merdivenköylü Ziya Beyler başlangıç döneminin atıcıları oldu. İlk futbolcu ve hakemlerimizden Sait Salâhaddin Cihanoğlu bu spor dalının temelleşip yaygınlaştırılması konusunda yoğun çaba gösterdi.

Atıcılık Sporu İçin;

A- Gerekli işler B- Gerekli malzemeler C- Başarı için gereken takım içi

A- Lisans Çıkarmak :

1-) Federe bir avcılık atıcılık kulübünde kulüp sporcusu olarak

2-) Ferdi olarak İl Spor Müdürlüğünden

* Gerekli Malzemeler :

- Tüfek : Tek tetikli süperpose çifte türünden yapılacak branşa (Trap – Skeet) uygun kundak, namlı uzunluğu, balans

ve şoklarda olması gerekir.

- Kulaklık

- Gözlük

- Şapka

- Yelek

B- Poligonlarda bilgili kişiler yardımı ile branş tespit etmek ve antrenmanlara başlamak

C- Fırsat buldukça resmi veya özel müsabakalara girmek

Türkiye Atıcılık ve Avcılık Federasyonu

Adres : Ulus İş Hanı, Kat 4, Ankara

Tel. : 90-312-3106160

Faks : 90-312-3112554 or 3106160

Telex : 0607-44531 btmg tr

Türkiye’ deki Skeet ve Trap Poligonları

1. İstinye Skeet ve Trap Poligonu 0212 277 89 05

2. Beykoz Mahmut Şevket Paşa Skeet Poligonu 0216 425 27 44

3. Beykoz Dereseki Skeet Poligonu 0532 2676072

4.İzmit Olimpik Trap, Double Trap ve Skeet Poligonu 0262 2393656

5. Tekirdağ Skeet ve Trap Poligonu

6. Bursa Skeet ve Trap Poligonu

7. Bursa Orhangazi Skeet ve Trap Poligonu 0224 573 68 55 Rasim Bey

8. İzmir Skeet ve Trap Poligonu

9. Ankara Skeet ve Trap Poligonu

10. Manisa Skeet ve Trap Poligonu

Avcıyım diyebilmenin ilk şartı ; Avcılığın yazılı ve yazılı olmayan kurallarına uymak, avın gereği olan, av hayvanlarını korumak, sevmek ve avcı büyüklerine saygı, küçüklere sevgi gibi kavramlara sıkı sıkı sarılmaktır. Unutma ki “Altın ateşte, insan avda belli olur.”

Ayrıca av mevsimi sona erdiğinde;

Kanunen avı serbest olan zararlılardan başka ; av hayvanlarını avlamak Kanun’a, Merkez Av Komisyonu Kararları’na, avcılık gelenek ve göreneklerine aykırıdır. Yavru, palaz, yumurta toplayanları, projektör, far avı yapanları, kısacası MAK hükümlerine aykırı hareket edenleri ikaz et. Bu gibi kimseler milli servet olan av hayvanlarının tükenmesine sebep olmakta ve Sen’in hakkına tecavüz etmektedirler. Buna mani ol. Üremekte ve gelişmekte olan av hayvanlarını koru , zararlıları ile mücadele et. Bu senin ilk görevindir.Görevini yerine getirdiğin nispette, daha verimli avlanma ve doğal yaşamı gelecek kuşaklara aktarma imkanına sahip olacağını unutma.

Türkiye’de avcılık, 1937 tarihli 3167 Sayılı Kara Avcılığı Kanunu çerçevesinde yapılmaktadır. Kanun’da yerleşik uygulamalar ve yasakların yanı sıra her yıl toplanarak gerekli kararları alacak yetkiye haiz Merkez Av Komisyonu teşkili mevcuttur. Merkez Av Komisyonu Yasa’dan aldığı yetkiyle her yıl Orman Bakanlığı bünyesinde toplanarak gelecek av sezonu için belirleyici kararları alır. Bu kararların alınmasında Türkiye Avcılar ve Atıcılar Federasyonu da önemli bir rol oynar.

Türkiye’de avlanılmasına izin verilen yaban hayvanları türlerine ve avlanma sürelerine göre 3 bölüm altında belirlenmiştir. Bu bölümler şöyledir:

Birinci Grup : Bıldırcın, kaya güvercini, tahtalı ve üveyik,

İkinci Grup : Keklik, kum kekliği, kıkırlık, bağırtlak, ada tavşanı ve tavşan,

Üçüncü Grup : Tilki, sansar, sakarmeke, ördekgiller, kazgiller, kızkuşu, karatavuk, çulluk, küçük su çulluğu, sultani su çulluğu ve bekasin’den oluşmaktadır.

Adı geçen bu hayvanlar, periyotlar halinde Ağustos ortalarından – Şubat sonuna kadar avlatılmaktadır. Ancak kurt, çakal, y.domuzu, vaşak, pars , kargaların avı bütün bir yıl Orman Bakanlığından izin alınması koşuluyla serbesttir.

Büyük av hayvanlarından ayı, çengel boynuzlu dağ keçisi (şamua), yaban keçisi (Bezoar), yaban domuzu, vaşak, kurt, çakal, tilki, av turizmi başlığı altında yerli ve yabancı avcıların kullanımına bedeli karşılığı sunulmuştur. Bunların dışında kalan avların, yabancı avcılara avlatılması sadece özel avlaklarda mümkündür. Yabancı misafir avcılar özel avlakların haricinde, yukarıda adı geçen av hayvanlarından başka av hayvanlarını avlayamaz.

Türk avcılara, avlanılmasına izin verilen türler için günlük avlama limitleri vardır. Avcı arka arkaya gittiği avlarda dahi bir günlük limitinden fazla av avlayamaz, çantasında ve aracında bir günlük limitinden fazlasını bulunduramaz ve taşıyamaz. Gece far veya ışıkla avlanmak, hareket halinde tekne ile avlanmak, gece görüş gözlüğü veya dürbünüyle avlanmak, ses çıkartan elektronik cihazlarla avlanmak, canlı mühreyle (decoy) avlanmak, zehirle avlanmak ve hayvanların üreme zamanlarında avlanmak yasaktır. (Daha bir çok avlanma yasakları olmasına karşın, en etkin ve önemli olanlarını yazmakla yetiniyoruz)

Türkiye’de avcılık, 1993 senesine kadar haftanın her günü yapılmasına karşın, 1993-98 arasında Çarşamba-Cumartesi-Pazar ve resmi tatil günleri olarak, 1999-2000 sezonunda ise sadece Cumartesi-Pazar ve resmi tatil günleri olarak sınırlandırılmıştır.(Avlanma günleri 2000-2001 av sezonu için Çarşamba-Cumartesi-Pazar ve Resmi Tatil günleri olarak kabul edilmiştir.)

Türkiye Avcılık ve Atıcılık Federasyonu Kuruluşu, Teşkili ve Amaçları

Türkiye Avcılık ve Atıcılık Federasyonu’ nun yasal dayanağı, 21.05.1986 gün ve 3289 sayılı “Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’nün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’dur” Bu Kanun’a göre bütün (amatör-profesyonel) spor dalları Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü bünyesinde, federasyon birimi biçiminde etkinlik göstermekte ve ülkemizde her federasyon kendi dalındaki sporun gelişmesi için çalışmaktadır.

Türkiye Avcılık ve Atıcılık Federasyonu, 2908 sayılı Dernekler Yasasına göre kurulan avcılık ve atıcılık kulüplerini bünyesinde toplamaktadır. Çeşitli yerlerde kurulan avcılık ve atıcılık kulüpleri tescil yoluyla Federasyon’ a dahil olmakta, bunlara federe kulüpler denmektedir.

Federasyon içinde atış poligonları da yer almaktadır. 6136 sayılı Yasa’nın Ek Madde 11′de T.A.A.Federasyonu ile diğer kamu kuruluşlarının sahip oldukları poligonlar dışındaki özel nitelikli poligonların kuruluşuna İçişleri Bakanlınca izin verileceği hükme bağlanmıştır.

Türkiye Avcılık ve Atıcılık Federasyonu Görevleri

Yönetmelik hükümlerine göre Federasyon’un görevleri şöyle sıralanabilir :

1- Avcılık ve atıcılık spor dalında, gerek yurtiçi ve gerek yurtdışında ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yaparak etkinlik alanına giren spor dalını oluşturmak ve geliştirilmesini sağlamak, bu yolda çeşitli çalışmalar yaparak her türlü önlemi almak.

2- Uluslararası alanda, Ülkemizi en üst düzeyde temsil etmek, bu alanda görev alacak sporcu ve spor yöneticilerinin her an hazırlıklı bulunmalarını sağlamak.

3- Uluslararası yarışmalara katılacak sporcuları seçmek,

4- Avcılık ve atıcılık spor dalının teknik yönetimi ile denetimini yapmak,

5- Başarılı sporcu ve spor yöneticilerini ödüllendirmek, onları avcılık ve atıcılık sporuna isteklendirmek,

6- Avcılık ve atıcılık sporunun yayılıp gelişmesi için teknik içerikli yayınlar yapmak, bu yayınları etkili olacak şekilde dağıtmak.

7- Yurtiçinde ve yurtdışında yapılacak resmi ve özel bütün yarışmalar ve yarışmacılar için gereken izinleri almak,

8- Merkez Av Komisyonu toplantılarına katılmak